Uzun zamandır mobil uygulama geliştiriyorum. Yıllar içinde farklı amaçlarla birçok uygulama ve servis geliştirdim ama Hey Asistan ile daha önce yapmadığım bir şeyi de denemiş oldum: uygulama içi satın alma ve abonelik.
Hey Asistan’ın çıkış noktası aslında çok basitti. Gün içinde aklıma bir şey geldiğinde telefonun not uygulamasını açıp yazmakla uğraşmak istemiyordum. Telefona söyleyeyim, kaydetsin, gerektiğinde de bulabileyim istiyordum.
Proje ilk olarak bu ihtiyaçtan çıktı.
Zamanla sadece sesli not alan bir uygulama olmaktan uzaklaştı. Sesle veya yazarak not eklenebiliyor, kamerayla bir metin aktarılabiliyor. Yapay zekâ da alınan notları özetleme, kategorilendirme, etiketleme, görev veya takvim kaydına dönüştürme gibi işlerde kullanılıyor.
Burada özellikle yapay zekâyı uygulamanın ana amacı haline getirmek istemedim. Asıl iş hâlâ not almak. Yapay zekâ sadece sonradan yapılacak işleri azaltıyor.
Temel not alma, geçmiş ve arama özellikleri bu nedenle ücretsiz. Uygulamada reklam da yok.
Neden ücretli bir sürüm var?
Hey Asistan’ı geliştirirken daha önceki uygulamalarımda pek karşılaşmadığım bir durum ortaya çıktı.
Normal bir mobil uygulamada geliştirme bittikten sonra kullanıcı başına oluşan maliyet genellikle çok düşük oluyor. Bir sunucu kullanıyorsanız onun sabit giderleri var ama kullanıcı uygulamada bir düğmeye bastığında doğrudan birkaç kuruşluk yeni bir maliyet oluşmuyor.
Yapay zekâ servislerinde durum farklı.
Kullanıcıların yaptığı işlemler API kullanımına ve dolayısıyla doğrudan maliyete dönüşüyor. Kullanım arttıkça gider de artıyor.
Bu nedenle Hey Asistan Pro ortaya çıktı.
Temel özellikleri ücretli yapmak istemedim. Uygulamayı ücretsiz kullanan biri notlarını alabilsin, saklayabilsin ve arayabilsin. Daha yoğun yapay zekâ kullanmak isteyen kullanıcılar içinse Pro aboneliği olsun istedim.
Türkiye için aylık fiyatı da 19,99 TL olarak belirledim.
Fiyatı belirlerken de açıkçası uzun uzun gelir hesabı yapmadım. Öncelikli amacım uygulamanın kendi masrafını çıkarıp çıkaramayacağını görmek.
Satın alma düğmesini koyunca bitmiyormuş
Uygulama içi satın alma tarafına daha önce girmediğim için başlangıçta bunun uygulamaya bir ürün tanımlayıp satın alma ekranı eklemekten ibaret olduğunu düşünüyordum.
Pek öyle değilmiş.
Mağazada ürünün ve aboneliğin tanımlanması, test kullanıcıları, satın alma işleminin kontrolü, aboneliğin yenilenmesi, iptal edilmesi, geri yüklenmesi ve mağaza incelemeleri derken ayrı bir sistem ortaya çıkıyor.
Üstelik birden fazla mağazaya uygulama çıkarınca her mağazanın kendi kuralları ve yöntemleri var.
Hey Asistan sayesinde mobil uygulama geliştirme tarafında daha önce pek dokunmadığım bu kısmı da öğrenmiş oldum.
Ses kayıtlarını sunucuya göndermiyorum
Uygulamayı geliştirirken baştan verdiğim kararlardan biri ses kayıtlarının mümkün olduğunca cihazdan çıkmamasıydı.
Sesli not uygulamasında en kolay yöntem sesi bir servise gönderip orada yazıya çevirmek. Fakat bunun hem gizlilik hem de maliyet tarafı var.
Hey Asistan’da konuşmanın metne çevrilmesi cihaz üzerinde yapılıyor. Kameradan metin alınırken yapılan tanıma işlemi de yine cihazda gerçekleşiyor.
Yani sunucuya ses kaydı veya çekilen fotoğraf gönderilmiyor.
Yapay zekâ ile yapılacak bir işlem varsa cihazda elde edilen metin kullanılıyor.
Bunun başka bir avantajı da gereksiz veri transferini ve servis maliyetlerini azaltması oldu.
MCP tarafı
Projeyi geliştirirken sonradan eklediğim ve en sevdiğim özelliklerden biri de MCP desteği oldu.
MCP sayesinde Hey Asistan’daki bazı işlemleri uygulamayı açmadan başka yapay zekâ araçlarından kullanabiliyorum.
Örneğin bir not eklemek, eski notlar arasında arama yapmak, görevleri görmek veya günlük özet almak mümkün.
Bu kısmı özellikle ilginç buluyorum çünkü mobil uygulama geliştirme alışkanlığını biraz değiştiriyor.
Normalde bir uygulama geliştirirken ekranları hazırlıyorsunuz ve kullanıcının işlemleri o ekranlardan yapacağını düşünüyorsunuz. MCP ile uygulamanın sunduğu işlevleri başka bir arayüzün, hatta başka bir yapay zekânın kullanması mümkün oluyor.
Hey Asistan’ın kendi MCP sunucusunu hazırlamamın nedeni de biraz bunu denemekti.
Telefondan saate
Uygulama büyüdükçe widget, cihaz asistanı ve akıllı saat tarafına da girdim.
Aslında saat kullanımı Hey Asistan’ın ilk çıkış fikrine telefondan bile daha uygun.
Aklıma bir şey geldiğinde telefonu cebimden çıkarıp uygulamayı açmak yerine saate söyleyip devam edebilmek tam olarak yapmak istediğim şey.
Tabii iş Wear OS ve Huawei tarafına girince yine yeni mağaza kuralları, izinler ve farklı geliştirme süreçleri çıktı.
Başta sadece hızlıca sesli not almak için başladığım proje böylece beklediğimden çok daha fazla alana yayıldı.
Bundan sonrası
Hey Asistan bugün dışarıdan bakınca oldukça basit bir uygulama. Not alıyor, saklıyor, arıyor ve gerektiğinde yapay zekâdan yardım alıyor.
Ama geliştirirken cihaz üzerinde ses ve görüntü işleme, yapay zekâ API’leri, backend, OAuth, takvim entegrasyonu, MCP, akıllı saatler ve son olarak uygulama içi satın alma gibi birçok farklı konuyla uğraşmam gerekti.
Uygulama içi satın alma kısmı ise benim için yeni olan son parçaydı.
Daha önce uygulama yayımlamıştım ama doğrudan son kullanıcıya abonelik sattığım bir uygulamam olmamıştı. Hey Asistan ile onu da denemiş oldum.
Şimdi merak ettiğim şey teknik taraftan çok daha basit:
İnsanlar gerçekten para verip kullanacak mı?
Onu da zaman gösterecek.
