Son bir yılda üç farklı proje çıkardım: Mosaic, Content Manager ve Domain Hunter v2. Üçü de farklı problemi çözüyor, farklı teknoloji yığınına oturuyor ve farklı kullanıcı kitlesine hitap ediyor. Ama üçünü birleştiren önemli bir ortak nokta var: hepsini baştan sona Claude Code ile yazdım.
Bu yazı o üç projenin tanıtımı değil — her birini ayrı ayrı anlattım zaten. Bu yazı, süreçten çıkan derslerin bir özeti. Yapay zeka ile yazılım geliştirmek gerçekte nasıl bir şey? Neyi değiştirdi, neyi değiştirmedi?
Üç Farklı Senaryo
Her proje, Claude Code’un farklı bir boyutunu test etti.
Domain Hunter v2, 2007’den kalma bir PHP 4/5 projesini modern PHP 8.1+ mimarisine taşımaktı. Yirmi yıla yakın önce yazılmış, tiplemeleri olmayan, mysql_* fonksiyonlarıyla dolu koddan başlayıp Slim 4, Symfony Console ve dependency injection’a geçmek — bu klasik “yeniden yazım” senaryosu. Tek kişinin haftalar ayıracağı bir iş.
Content Manager, sıfırdan başlayan bir ürün: çok siteli WordPress içerik yönetimi, AI pipeline, MCP sunucusu, Gutenberg entegrasyonu, sosyal medya dağıtımı. Ne mimarisi ne tasarımı önceden belirliydi — her özellik birer iterasyonla şekillendi.
Mosaic ise belki en karmaşığı: web platformu, API katmanı, MCP sunucusu ve iki farklı işletim sisteminde store’larda yayınlanmış native mobil uygulamalar. Tek bir üründe hem backend hem frontend hem mobil — tek kişilik ekiple.
Neyi Değiştirdi
“Yeniden yazmaya vaktim yok” bahanesi geçersizleşti. Domain Hunter’ı yıllarca rafta bırakmıştım; yeniden yazmak “büyük bir proje” gibi görünüyordu. Claude Code olmadan muhtemelen hâlâ bekliyordu. Yapay zeka eski kodu okuyup davranışı çıkarmakta, bunu modern örüntülerle yeniden kurmakta beklenenden çok daha yetenekliydi. Mekanik dönüşümün büyük kısmı ona kaldı; ben mimari kararları verdim ve her adımı gözden geçirdim.
Tek kişiyle ekip genişliği. Mosaic’te web, API, mobil Android ve iOS — bunların hepsini ayrı ayrı öğrenip yazmak değil, bunların hepsini aynı anda yürütmek söz konusuydu. Claude Code olmadan bu ya mümkün değildi ya da yıllar alırdı. Şimdi bir geliştirici, doğru araçla bir zamanlar ekip gerektiren ürünleri tek başına ayağa kaldırabiliyor.
Sıkışma noktaları azaldı. Daha önce belirli bir kütüphaneyi bilmemek ya da belirli bir API’nin dokümantasyonunu sindirmek için harcanan süre, Claude Code ile çarpıcı biçimde kısaldı. “Bu nasıl yapılır?” sorusu genellikle çalışan bir örnekle yanıt buldu. Öğrenme süreci ve üretim süreci iç içe geçti.
Neyi Değiştirmedi
Mimari karar vermek hâlâ insanda. “Bu özelliği nereye koyacağız?”, “Bu servis mi olmalı yoksa middleware mi?”, “Bu veritabanı tasarımı ileride bizi kısıtlar mı?” — bu soruların cevabını Claude Code üretmiyor. Ürettiğinde de sorgulamak gerekiyor. Kod yazan araç, projenin geldiği yeri ve gideceği yeri bilmiyor. O bağlamı taşıyan tek kişi geliştirici.
Test etmek ve yönlendirmek kritik kaldı. Claude Code’un yazdığı kodu çalıştırmadan, gerçek veriyle test etmeden, edge case’leri düşünmeden bırakmak — tehlikeli. Süreç şöyle işliyor: tarif et, gözden geçir, test et, yönlendir. Yönlendirme kalitesi çıktı kalitesini doğrudan etkiliyor. Belirsiz görevler belirsiz kod üretiyor.
Alanın bilgisi hâlâ değerli. Content Manager’da WordPress eklentisinin AJAX action yapısını, Gutenberg blok formatını, PHP-FPM’in www-data iznini bilmemek saatler kaybettirirdi. Bu bilgi Claude Code’dan geliyor değil — önceden birikmiş deneyimden geliyor. Yapay zeka o bilgiyi amplifiye etti, yerine geçmedi.
Döngüsel Bir Hikaye
Üç projede de ilginç bir iç içelik var: Claude Code ile yazılan bu platformlar, şimdi Claude’un araçları. Mosaic’in MCP sunucusu Claude’a kurumsal sosyal medya verisini açıyor. Content Manager’ın MCP sunucusu Claude’a yazı oluşturma, güncelleme ve yayınlama yetkisi veriyor. Yapay zeka hem inşaatçı hem kullanıcı oldu.
Bu sadece şık bir gözlem değil — mimari bir tercih. Her iki platformu da başından itibaren “AI’nın veri kaynağı” olarak tasarlamak, MCP’yi sonradan eklenen bir özellik değil temel katman yapmak, bu değişikliğin kalıcı olduğuna dair kendi kendime verdiğim bir yanıt.
Sonuç Yerine
Yapay zeka ile yazılım geliştirme, bir büyülü kısayol değil. Geliştirici hâlâ karar veriyor, test ediyor, yönlendiriyor, bağlamı taşıyor. Ama üretkenlik çarpanı gerçek — özellikle tek kişilik veya küçük ekipler için. “Zamanım olsa yazardım” listesindeki projeler artık o listeye takılı kalmak zorunda değil.
Domain Hunter yirmi yıl sonra yeniden doğdu. Mosaic web’den mobife tam bir ürün ekosistemi oldu. Content Manager birden fazla sitenin editoryal hattını tek noktada topladı. Üçü de hâlâ gelişiyor.
Sıradaki proje zaten bekliyordur.
