İş hayatında geride bıraktığım ilk üç yılım

Posted by Bahri Meriç CANLI on Ara 7, 2008

Zaman çok hızlı akıp geçiyor, daha dün gibi profesyonel olarak Beril Teknolojide çalışmaya başladığım ilk günler. Bilgiye olan açlığım doyurabildiğim nadir yerlerden birinde çalışmaktan mutluluk duyuyorum. Sürekli yeni şeyler öğrenmenin verdiği hazzı kelimelerle anlatabilmek benim için mümkün değil. Bu geçen süre içinde salt kod yazmadığım için de ayrıca mutluluk duyuyorum.

Zaman ilerledikçe şartlar daha alt bir alanda uzmanlaşmayı gerekli kılıyor. Önceleri bilgisayarı donanım ve yazılım olarak ayırıyorken sonraları yazılımı masa üstü ve web olarak ayırdık. Şimdi geldiğim noktada ise web uygulamalarını yatay olarak değil de dikey olarak belirli bir alana göre ayırıp onun içinden birini seçmem gerekiyor.

Ben alan adı ve web hosting konuları üzerine çalışmayı seviyorum. Bu alanlardaki ilgimin artmasında geçmiş dönemde yaptığım (işte ve boş zamanlarımda) çalışmaların büyük etkisi var. Belki eticaret uygulamaları ile uğraşıyor olsaydım. Şimdi daha iyi eticaret uygulamaları geliştirmek üzerine hayallar kuracaktım. Şimdi ise bir alan adı kayıt otoritesi[1] (registry) içinde yer almak, daha sonraki yıllarda ise bir alan adı kayıt otoritesi yönetmek istiyorum. Alan adı konusu üzerine çalışmalarımı Domain Labs projem üzerinde sürdürüyorum. Hedeflerime ne kadar ulaşabilirim. Yada geçen süre içerisinde şartlar beni farklı hedeflere mi yöneltir bunu zaman göstercek belirlediğim hedefler doğrultusunda yol almaya devam edeceğim.

1- Registry = Kayıt otoritesi karşılığını .tr alan adı yönetimi bulmuş. Bu terim genel olarak dilimizde kullanılır mı? kullanılmaz mı? bunu zaman gösterecek.


Düğünlerde çalınan müzikler üzerine

Posted by Bahri Meriç CANLI on Kas 16, 2008

Dün bir tanıdığın düğününe gitmem gerekti. Çalınan müzik dışında herşey güzeldi. Bu vesileyle ne zamandır düşündüğüm bu konuda birşeyler yazayım.

Daha önce defalarca gördüğüm sorun orada da vardı. Evlilik gibi mutluluk verici, herkesin sevinmesi gereken bir ortamda çalınan müziklerin içeriği insanı bunalıma sokan bir halde olmakta. Gerçi düğünlerde çalan arkadaşlara da haksızlık etmemek gerekiyor. En güzel en unutulmaz şarkılar ayrılık temalı aşk şarkıları oluyor. Ve dinleyenlerde bu şarkıları seviyorlar. Fakat her yerde de olmazki. Küçücük mekanlara konan koca koca hoparlörlerden hiç söz etmiyorum bile. Kullaklarım ve diğer bütün duyularım bu durumdan da şikayetçi. Buradan yetkililere sesleniyorum. “Düğünlerde ayrılık şarklıları çalmayı lütfen yasaklayın.” :)


Bateri çalmayı öğrenmeye karar verdim

Posted by Bahri Meriç CANLI on Kas 8, 2008

Daha önce inglizce blogumda yazmıştım. Bu sıralar dinlediğim symphonic metal şarkıların etkisi ile midir bilmem bir davul çalma hevesim başladı. Her zamanki gibi bu konuda da google sordum nedir? ne değildir? nasıl yapılır? diye. İlk başlarda bateri çalmak için bir davul almam gerektiğini düşünüyordum. Araştırdıkça bunun ilk başlar için şart olmadığını öğrendim. (Sonuçta bu iş yetenek/teknik işi). Bu enstürmanı evde tutmak zaten akıllıca bir düşünce değil. Üst kat komuşunuzun evde davul ve zillerle birşeyler çalmaya çalıştığını hayal ederseniz tek sorunun yer sorunu olmadığınıda rahatlıkla görebilirsiniz. Fiyat konusuna hiç girmiyorum bile. Araştırmalarım sonucu bu işte ritimin önemli olduğu gerçeği ile birkez daha karşılaştım. İlk aşama da çalışmalara iki adet baget, bir adet çalışma pedi ve bir adet metronome ile başlanabileceğini öğrendim. Bir gazla gidip kendime iki adet baget, bir çalışma pedi ve metronome aldım. Ellerim yanana kadar bagetler ve çalışma pedi ile internetteki okuduğum dökümanlardaki basit ritimleri yapmaya başladım. Şuan bu yazıyı yazarken hala ellerim yanıyor. Daha önce gitar çalmaya heveslenip sadece düşünce aşamasında kalmıştım. Bu sefer biraz daha ileri gidip çalışmak için birşeyler aldım. Bakalım nereye kadar gidebileceğim. Bateri konusu da bilgisayardan uzaklaşma planımda bir aşama oldu.

Bateri kelimesi fransızcadan dilimize geçmiş bir kelime ingilizcede Drums(davullar) diye geçiyor. İnternette bu konuda bir sürü site bir sürü yazı bulunuyor. Hatta uzman.tv de bu konuda videolu dersler bile var.


Mükemmeli ararken yolda kaybolmak.

Posted by Bahri Meriç CANLI on Eki 3, 2008

Son geçen 2-3 yılımı sanırım bu şekilde geçiriyorum. Hiçbir insan mükemmel değildir. Bende değilim. Bunun böyle olduğunu bilmek için biraz akıl sahibi olmak yeterli. Bu gerçeği bile bile mükemmeli aramak neden? Bu durumda olanın sadece ben olduğumu düşünürdüm fakat zaman içinde yanlız olmadığımı hayatın her alanında görerek öğrendim fakat bu duruma üzülsem mi? sevinsem mi? bilemiyorum.

Birde üstüne üstlük tembel biri olunca mükemmeli ararken “ammaan!” deyip yaptığım işten vazgeçiyorum. İşte bu aşamada ben ne yapıyordum. Bunu yapmasaydım ne yapacatım derken kendimi boş boş oturur vaziyette buluveriyorum.

Sanırım bu bir hastalık, eğer öylese bir tedaviside elbet vardır.

Not: Bayramda bana gelen bayram tebriklerine orjinal ama saçma olmayan bir cevap yazayım derken üç günlük bayram bitiverdi. Anlaşılan o ki bir sonraki bayrama 3-4 gün önceden hazırlanmam gerekecek. Bu vesile ile bayramda email ve sms gönderen herkese teşekkür ediyorum. İnşAllah kurban bayramına cevap yazacağım.


İngilizce blog tutmaya başladım.

Posted by Bahri Meriç CANLI on Ağu 17, 2008

Genelde konu internet olunca gece rüyamda görüp açtığım siteler yada birden bire karar verip açtığım siteler oluyor. Geçtiğimiz günlerde birkaç yeni dil öğrenme çalışmamın sonucunda bahri.us alan adını aldım. Bahri.us içinde bahri.info’nun inglizce halini tutmayı düşünüyorum. Bunun yanı sıra bahri.es alan adını alıp ispanyolca birşeyler de yazasım var. Eğer .es uzantısı için yapılan bir kampanyaya denk gelirsem onu da alacağım. ccTLD satıcısı firmaların sitelerine baktığımda .es uzantısı kişisel site yapımı için hiç alınabilir durumda değil.

Şimdilik bahri.us adresinde birşeyler yazmaya başladım. İngilizce yazdıkça anlatacak çok şeyim varmış hissine kapılıyorum. Fakat bir tembel olarak yazmaya üşeniyorum.


Bir posta kutum oldu

Posted by Bahri Meriç CANLI on Haz 12, 2008

Telekomünikasyon kurumunun web sayfaları üzerinde ve alan adlarının whois bilgilerinde iletişim bilgilerinin olmasını istemesi üzerine uzunca bir süredir niyetlenip bir türlü yapamadığım bir işlemi gerçekleştirip posta kutusu almaya karar verdim.

İlginç bir maceraydı diyebilirim. Hatta posta kutularını gördükten sonra üzerine birkaç proje de düşünmüştüm fakat mevcut mevzuat buna pek müsade etmedi. Şimdlik sadece ismime gelen postaları koyabileceğim bir posta kutum oldu. Bana artık PK 1000 Ulus/Ankara adresinden posta yolu ile ulaşabilirsiniz.

Gözlemlerim PTT bu sıralar karına kar katan PTT Bank ile uğraşırken posta kutularını bir kenara atmış gibi görünüyor. Yasal mevzuat buna uygunmudur bilmiyorum fakat üzerinde biraz çalışarak bu posta kutularını Posta Kutusu + Kasa (saklama kabı diyelim) haline getirilebilir. Bu şekidle hem posta kutuları ölmemiş bir kerana atılmamış olur hemde PTT’ye ek bir gelir daha olur. Belki böyle şeyler düşünülmüş ve yeterince karlı görülmemiş olabilir yada en azından benim bir saat bulunduğum bu yerde düşündüğüm şeyleri birilerininde düşünmüş olması gerekiyor.

posta

Sadece filmlerde gördüğüm bir manzarayı sizinlede paylaşayım. Posta kutularının olduğu alandan bir kare gerçekten ilginç bir manzara.

Bu resim 2005 yılında yazmaya başladığım bahri.info’daki blogumda “:)” simgesi dışında kullanmış olduğum ilk resim özelliğini de taşıyor.


Güç ve Ego Üzerine

Posted by Bahri Meriç CANLI on Haz 4, 2008

Bu gün bir konuda daha önce biz derken ben dediğimi farkettim. Biraz kendime kızgınım. :) Biz’i bir araya getirmek olabildiğine zorken ben diyerek biz’i dağıtmak bir o kadar kolay. Genelde biz ile ego yan yana duramaz, birinin bastırılması gerekiyor. Bireysel güç azken vede emek güçten fazla iken kenetlenmek gerektiği durumlarda ego geri plandadır. Ne zaman bireysel güç artar ego da güçlenir ben ben demeye başlar. İşte tam bu noktada hatalar peşi sıra gellir. Elbette hata yapmamak mümkün değil, özellikle gücün verdiği hazzı tatmışken

Bu yazı için bir nevi hatadan bir ders çıkarmak denebilir. Hiç bir işe yaramasa bile en azından tarihe not düşmek açısından bu yazıyı yayınlıyorum.


Bahri.İnfo yenilendi

Posted by Bahri Meriç CANLI on May 17, 2008

Sitenin eski halini bilenler de dahil neresi yenilendi. Herşey aynı duruyor diyebilirler. 2005 yılından beri aynı tasarım ve kod ile çalışmakta olan sitemin alt yapısını değiştirdim. Artık wordpress kullanıyorum. Sitede kullanmakta olduğum pwg(personel web generator olacaktı ) yi 2005 yılından sonra geliştirmeyi burakmıştım. Koda baktığımda programlama konusunda katettiğim yolu açıkca görebiliyorum. Programlama bilgim artarken değişen başka şeylerde oldu. Neredeyse fiziksel her konuda tembelleştim. Bununla birlikte iş dışında kod yazmayıda büyük oranda bıraktım. Bunun sonucunda pwg öksüz ve yetim kaldı.

Pwg konusunda da tembellik yapmam yeni oluşan şartlara uygun eklemeler yapmaya üşenmem üzerine bu sıralar cms olarak kullanma için yaptığım çalışmalardan da yararlanarak bahri.info’yu pwg üzerindeki teması ile (gerçi onunda ilk hali bir wordpress temasıydı.) wordpress’e taşıdım. İşim hala bitmedi, birkaç eksikliği tamamlayıp google’de indeksli eski urllelerinde güncellenmesi ile bahri.info ya sadece yazı ekleyeceğim.

Kalehost ve Domainlabs bloglarını açmam ile birlikte bu iki konuda bahri.info da yazı yazmayacağım. Domain ve hosting konularını bir kenara bıraktıktan sonra tembellik etmezsem bolca kişisel, belki biraz edebi(havalar ısınıyor börtü bocekten bahsetmek istiyorum), bunun yanı sıra linux ve lkd ile ilgilide yazılar yazacağım.


Sınavsız okuyoruz acaba nereye kadar

Posted by Bahri Meriç CANLI on Kas 17, 2005

Yüksek okul btiti sıra dikey geçişte DGS de bu sene olmayınca ne yapalım AÖF ye yazıldık bizde, diğer yandan br gerçek var ortada. Hiç sınavla bir okula yerleşemediğim farkettim bu biraz benden birazda sistemden kaynaklanıyor. Liseden başlıyalım; ben liseye başlamadan birkaç sene evvel meslek lisesine öğrenciler sınavlı alınıyordu bize gelene kadar o sınav kalktı, meslek lisesine yazıldık. Bir yıl sonra o bölümün bana uygun olmadığın anladım ve teknik liseye (yine sınavsız) geçtim üç yılda orda okudum. lise bittikten sonra sınavsız geçiş dediler össye girmeden yüksek okula başladık. iki küsür yılda okul bitti. şimdide lisans diploması alabilmek için yine sınavsız AÖF ye yazıdık. Ben azimliyim sistemin bu bozuk çarkları arasında doktoraya kadar sınavsız giderim gibi geliyor.


Hasta olmak istemeyen yaklaşmasınn

Posted by Bahri Meriç CANLI on Kas 16, 2005

Geçmedi bir türlü şu hastalık tam çalışmaya başlacam bir baktım yataktan çıkamaz durumdayım. Hal böyle olunca iş güç hak getire sonuda inadımı kırdım iki yık sonra hasatnaeye gittim. Tam bir hasatane düşmenıyım. Bu bürokrasi oldukça ben bu hastanelerden uzak durmayı tercih ediyorum.
Bu arada haftalık uptime raporum geldi nasıl iki gün hizmet alamadığım halde %98 uptime çıkıyor. çözemedim. Acaba neyi baz alarak hesaplıyorlar bu yüzdeyi