Marka oluşturmak mı? marka olmak mı?

Posted by Bahri Meriç CANLI on Nis 22, 2008

Her gencin hayali midir? bilmiyorum. Ben 2002 yılında kod yazmaya, web sitesi yapmaya ilk başladığımda CANLISoft isminde bir yazılım firmam olması hayalini kurardım. O zamanlar soyad+soft ekli hayali firmalar çok modaydı. Benden gören bazı arakdaşlarda kısa süre benimle aynı hayali paylaştılar. Onlar erken pes ettiler. Artık yazılım işi ilede uğraşmıyorlar. Bende 2007 yılına kadar msn adresimde bile kullandığım canlisoft isminden vazgeçtim. Sadece isimden değil hayallerimin bir kısmında da vazgeçtim. Artık yeni hayallerim yeni hedeflerim var.

Etrafımdaki yaşıtım bir kısım arkadaşlara “plan” diyorum, “kısa, orta vade hatta gelecek” diyorum. Neredeyse oda neki diyorlar. Bense kendimi plan yapmaktan alamıyorum. Büyük çoğunluğunu uygulayamayacağımı bile bile plan yapıyorum. Arada sırada bu planları revize ediyorum. Son revizemde de canlisoft rüyasını planlarımdan çıkardım.

Kabaca ticaretle uğraşan insanları ikiye ayırmak istiyorum. Markaları olanlar ve marka olanlar. Birde üçüncü grup ikisinide elinde tutanlar var fakat o kısımı düşünmek için kendimi çok genç hissetiyorum. (Buradaki bahsettiğim marka sözlük anlamındaki markayı belki tam olarak karşılamıyor. Fakat anlatılmak isteneni gayet iyi anlatıyor.)

Markaları olanlar; Ömülerini ticari bir hedef uğruna harcalar (belki başka hedefleri hayalleri de vardır) sonuçta bazıları başarır bazıları başaramaz. Başaranların ellerinde herkesin aklına kazınmış markalar kalır.

Marka olanlar ise; Onlarında hedefleri vardır. Fakat risk almak istemezler yada diğer kişiler kadar risk alamazlar. Risk alsalar bile ya imkanları yetersiz olur yada kapasiteleri. (Olayı bu kadar basite indirgemek doğru olmayabilir insanların tercihleri ilk başta kendilerini bağlar) Ama sonuçta onlarında kendileri marka olurlar. Belki herkesin dilinde değildir. Fakat bilmesi gerekenler bu kendileri marka olan insanları bilirler.

Ben hep birinci grupta olma hayalini kurdum. Planlarımdaki son revizede bu hayalimde de vazgeçiyorum. Birkaç yıldır ikinci seçeneğide göz önünde bulundurmaktaydım. Artık Bunda muhakkak programcılıktan sonra hala okumakta olduğum işletme bölümünün de etkisi var. Yıllar önce izlediğim en sevdiğim film diyebileceğim filmin kahramanı şirket birleşmeleri ile uğraşıyordu. Belki bu işlerle uğraşırken o geliyor aklıma bilemiyorum. Bunun yanında bu sıralar merak sardığım ülkeler arası politika da var. Bu konuları dinlemekten, okumaktan büyük zevk alıyorum. Müzik dinlemektense adım adım ilerleyerek bağımzılığını ilan eden kosova ve bir santranç tahtası misali üzerinde yapılan hamleler daha anlamlı geliyor.

Bunları 18 nisanda 23 yaşımı doldurduğum gün yazmayı düşünüyordum. Fakat bir türlü tembellik etmekten kedimi alamadım. “… her doğruyu söylemek doğru değildir.” densede düşündüklerimi paylaşmaktan kedimi alamıyorum.

Daldan dala konmuş gibi olacak ama son olarak şunu belirteyim. Teknoloji beni giderek daha fazla tembelleştiriyor. Cevaplar yerine o cevaplara nasıl ulaşabileceğim bilgisinin zihnimide daha çok yer tuttuğunu hissetmeye başladım. Son girdiğim sınavda soruda kullanılması gereken formülün 1 saat önce baktığım notta hangi sayfada, sayfanın neresinde olduğunu hatırlayıp formulü hatırlayamamam yada en basit matamatik işleminde işlemin sonucunu bulmak yerine aklıma gelen ilk şeyin kolumdaki saatle işlemi daha hızlı yapabilceğim bilgisi olması bu işte bir terslik olduğu fikrine kapılmama neden oldu. Sanırım tembellik insan oğlunun doğasında var. Eğer koyduğum hedeflere doğru ilerlemek, yaptığım planları uygulamak istiyorsam tembelliği minimuma indirmem gerekiyor. (Minimum deyince aklıma geldi yazmaktan kendimi alamadım. Oyunun kurallarında biri maliyeti minimuma indirip, kârı maksimuma çıkarmak.)


Yaptığım iş tek bir sürü farklı “markam” var

Posted by Bahri Meriç CANLI on Ağu 4, 2007

Daha önce blogumda yazdığım yazılarda bir marka hastalığıdır gidiyordu. (Marka namzedi desek daha doğru olur sanrım, resmi olarak markam değiller) Fakat kalehost desteğe gelen bir mail bunların birbirinden bağımsız olmalarının aralarında görünen bir ilişki olmamasının çok kafa karıştırıcı olduğunu gösterdi. Bana kalsa dahada karmaşık bir hal alabilirdi. (Arka planda yeni isimler bulup bir yerlerde kullanıyorum o ayrı bir konu :) ) Bu karmaşayı önlemek için bütün servislerimi AcraNIC (Acra Network Information Service) altında toplamaya karar verdim. Aktif olarak çalışan bütün servislerimin sahibi artık Acra Network veya AcraNIC olacak. Bu servisler neler dersek; önem sırasına göre KaleHOST Internet Hizmetleri, Domain Labs, Radyo C (test yayını), Radyo ıklim (test yayını) şeklinde sıralanıyor. Yaptığım bir diğer değişiklik de programlama ile ilk tanıştığım yıllardaki esen soyad+soft isimli marka rüzgarına kapılarak açmış olduğum CANLISoft isminden vazgeçtim. CANLISoft şimdilik Canlı Bilişim oldu bakalım ilerde ne olacak.


İsim bulmak ne kadar zor bir iş

Posted by Bahri Meriç CANLI on Ara 8, 2005

KASS projesi için her ne kadar sitebul.com isimi kullanılacak gibi gözüksede daha iyi bir isim bulursak ve kafamıza yatarsa onda kullanabiliriz. Bende bilgisayarın başında olmadığım zamanlar bunu düşünüyorum. ısim düşünmek konusunda ustayım fakat bulmak o kadar kolay değil, ya düşündüğüm isimleri birileri daha önceden düşünüp tesçillemiş yada biraz mantıklı düşünce iyi bir alternetif olmadı ortaya çıkıyor. Bu isimleri düşünürken aklıma acaba isim bulma ile ilgili bir servis mi kursam diye de düşünmüyor da değilim. Başka çalışmalar içinde sürekli isim arayıp durduk isyan etme noktasına kadar geldik ama bulamadık. Sırf isim bulamdığmıız için kaç tane projemiz yarım kaldı. Markaların önem kazandığı günümüzde bizimde eğer piyasada yer edinmek istiyorsak markalaşmak yada marka adayı olacak isimlerimiz olması gerekiyor. Eskisi gibi gibi kendi isimini ( örneğin Hamdi Ağa A.ş.) kullanma gibi bir şansımız da yok, mecburen düşünüp bir marka adayı isim bulacağız. ıster bu bir firma olsun ister bir web sitesi olsun isim içerikten daha önce geliyor her manada içi boş olsa bile güzel ve marka olabilecek bir isim bulmamız şart.


Paranın milleti ülkesi varmıdır?

Posted by Bahri Meriç CANLI on Ara 2, 2005

Sürekli düşündüğüm bir konudur. Paranın milleti ülkesi olmalı mıdır? Global bir köy diye söz edilen dünyada ticaret ülkelere rağmen mi yoksa ülkelele birlikte mi yapılmalı? Bunun bir çok örneği var. Ülkesinin düşmanlarıyla ticaret te olsa beraber iş yapmak ne kadar doğrudur? Bunun yanısıra ortada bir sorunu görüp elinde imkan varken bu sorunu düzeltmek için uğrammamak ne kadar etiktir? Bu tip konularda bilgim olmadığı için sadece sorular üretip durmaktayım Umarım sorularıma eğitim hayatım bitmeden cevap bulabilirim.


Güven

Posted by Bahri Meriç CANLI on Kas 27, 2005

Bu gün buraya başka bir şey yazmak istemiştim ama gelişmeler üzerne bu konda birşeyler yazmak istiyorum. Güvenden bahsetmek istiyorum. ınsanalar hayatları boyunca birşeylere güvenmek inanmak istemişlerdir. Bende dahil her alanda güvenmeden hiçbir iş yapamazsınız bankalar kredi veriken müşterisine güvenmek ister bunu için araştırmalar yapar. Evlenecek çiftler flort sırasında birbirlerine olan güvenlerini sınarlar güven varsa evlilik zaten zaman içinde gelir. ışlerdede bu şekildedir. Çalışan işverenie güvenmek ister sürekli beni işten atacak korkusuyla çalışan bir personleden nasıl bir performan alabilceğiniz bellidir. Bende her konuda güvene önem veren biri olarak yaşadığım küçük bir olaydaki bir ayrıntı yüzünden bu bunları yazmak istedim.


Boşa geçen zaman

Posted by Bahri Meriç CANLI on Kas 21, 2005

“Boşa geçen zaman ömürdendir, Ömrünüzü boş işlerle harcamayın” derler. Belki o başka manalarda söylendi ama ben kendi açımdan ele alıcam. Peki bizim işimizde boş iş nedir. Sürekli bilgisayar ile uğraşırken iş dışında chat yapmak mıdır? boş iş yada sorunlar yığılırken işleri ağırdan almak mıdır? yada yapılması gerekien işler duruken bu yazıyı buraya yazmak mıdır :) Bir mili saniyesini bile boşa geçirilmemesi gerekirken biz zamanı öyle har vurup harman savuruyruz ki. Başka ülkelerde bu böyle değil, mesai saatlerimiz bile farklı adamlar 6 iş başı yarken biz 10 da iş başı yapıyoruz. Hal böyle olunca niye geri kalıyoruz, Kişi başına düşen gelir nedne yükselmiyor sorularınada bir yanıt olabilir boşa geçen zaman, en iyisi bu yazıyı yazarken geçen zamanı telafi edeyim biraz daha çalışayım. Proje (KASS) bizi bekliyor :)